15 Haziran 2026 - 17:02
AB'den ikiyüzlü müzakere açıklaması: Saldırganlara sessiz, İran'a tepkili

Avrupa Birliği Dış Politika Şefi Kaja Kallas, ABD-İran barış anlaşmasının “bir ilerleme olabileceğini” belirterek, tüm tarafları Lübnan’ın egemenliğine saygı göstermeye ve gerçek bir ateşkes uygulamaya çağırdığı aktarılıyor. Kallas, anlaşmanın hızlı ve tam olarak uygulanmasının öncelik olduğunu vurgularken, Hürmüz Boğazı’nda “ücretsiz ve engelsiz seyrüsefer” talebinde bulunduğu kaydediliyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Avrupa Birliği’nin yeni dış politika şefi Kaja Kallas, Tahran ile Washington arasında imzalanan mutabakat zaptına ilişkin açıklamalarda bulunduğu bildiriliyor. El Cezire’nin aktardığına göre Kallas, “Tahran ve Washington arasındaki anlaşmanın bir ilerleme olarak değerlendirilebileceğini” ifade ederken, AB dışişleri bakanlarının bugün bir sonraki aşamaya nasıl katkı sunulabileceğini ele alacakları kaydedildi.

Kallas’ın tüm taraflardan “Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelerini ve gerçek bir ateşkes uygulamalarını” talep ettiği vurgulanıyor. Bu çağrı, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde gelirken, Avrupa Birliği’nin daha önce İsrail’in işgal politikalarına yönelik benzer bir dil kullanmadığı eleştirmenlerce hatırlatılıyor.

AB yetkilisinin en dikkat çekici vurgusu Hürmüz Boğazı ile ilgili oldu. Kallas, “Anlaşmanın hızlı ve tam olarak uygulanması önceliktir. Hürmüz Boğazı’nın derhal yeniden açılmasına izin verilmelidir” dediği aktarılırken, “Boğaz’da gemi seyrüsefer özgürlüğünün herhangi bir ücret alınmaksızın iade edilmesi gerektiğini” de sözlerine eklediği belirtiliyor.

Bu ifadeler, ABD’nin uyguladığı ablukanın ardından İran’ın bölgedeki stratejik kazanımlarını sınırlamaya yönelik bir girişim olarak yorumlanıyor. Zira İran’ın Hürmüz üzerindeki denetiminin, uluslararası hukukta kıyı devletinin güvenlik ve çevre hakları çerçevesinde meşru bir konum olduğu hatırlatılıyor.

Kallas ayrıca, söz konusu anlaşmanın “bölgede barış ve güvenliğe ilişkin daha geniş çaplı müzakerelerin önünü açtığını” belirttiği kaydedildi. Ancak Avrupa Birliği’nin, anlaşmanın nükleer boyutuna ilişkin olarak daha önce İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya tarafından yapılan ortak açıklamadaki şartlı yaklaşımı sürdürdüğü gözlemleniyor. Bu çerçevede, AB’nin İran’ın nükleer programına yönelik adımlarını “somut” olarak nitelendirmesi halinde yaptırımların hafifletilebileceği mesajının dolaylı olarak yinelendiği ifade ediliyor.

Analistler, bu tutumu daha önce İsrail’in nükleer silah stokuna hiçbir zaman benzer bir şart getirilmemiş olması nedeniyle “açık bir çifte standart” olarak değerlendiriyor. Nitekim İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı (NPT) imzalamadığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimine tabi olmadığı halde, Batılı ülkelerin İran’a yönelik bu derece katı bir dil kullanmasının ikiyüzlülük olduğu vurgulanıyor.

Daha önce Türkiye, Katar, Pakistan, Suudi Arabistan ve Avustralya gibi ülkeler anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını açıklamış, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ise anlaşmayı “bölgede barışa doğru belirleyici bir adım” olarak nitelendirmişti. Kallas’ın açıklamalarıyla birlikte Avrupa Birliği’nin de resmi olarak anlaşmayı sahiplendiği, ancak bunu belirli şartlara bağladığı gözlemleniyor.

Bu noktada, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi’nin daha önce anlaşma metninde “İran’ın tüm önemli görüşlerinin yer aldığını” ve 60 günlük sürecin ABD’nin taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu açıkladığı hatırlatılıyor. Tahran yönetiminin, AB’nin şartlı yaklaşımını ve Hürmüz’de “ücretsiz geçiş” dayatmasını müzakere masasında ele almayı planladığı ve bu talepleri kabul etmek zorunda olmadığı değerlendiriliyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha